Yeni Mezun Doktorlar İçin İşyeri Hekimliği Rehberi

Tıp fakültesinden yeni mezun olan doktorlar için mesleki yolculuk, birçok farklı olasılığı barındırır. Klinik uzmanlıklar, kamu hizmetleri ya da özel sektördeki çeşitli görevler, bu olasılıklardan yalnızca birkaçıdır. Son yıllarda yükselişe geçen bir kariyer alanı, işyeri hekimliği olarak karşımıza çıkar. Bu alan, hekimlere hem geleneksel klinik pratiklerin dışında farklı bir perspektif sunar hem de sabit çalışma saatleri ve düzenli bir iş yaşamı sağlar. İşyeri hekimliği, çalışanların sağlığını koruma, meslek hastalıklarını önleme, iş kazalarını en aza indirme gibi kritik görevleri kapsar.

İşyeri Hekimliği Nedir?

İşyeri hekimliği, genel tıbbi bilgiler ile iş sağlığı ve güvenliği alanını birleştiren bir tıp dalıdır. Esas amaç, çalışanların iş ortamından kaynaklanabilecek sağlık sorunlarından korunmasıdır. Bir işyeri hekimi, çalışanların periyodik sağlık kontrollerini yapar, işe giriş muayenelerini gerçekleştirir, olası riskleri değerlendirir ve bu risklere karşı önlemlerin alınmasını sağlar. Sanılanın aksine, bu görev yalnızca tedavi edici değil, önleyici bir yaklaşıma dayanır. İşyerinde sağlık ve güvenlik kültürünü yerleştirmek, hekimin temel sorumluluklarından biridir.

Yeni Mezun Doktorlar Neden İşyeri Hekimliği Alanını Düşünmeli?

Tıp fakültesinden mezun hekimler için işyeri hekimliği, çeşitli cazip yönleri sebebiyle bir alternatif haline gelmektedir. Bu alan, özellikle klinik pratiklerin yoğun temposu yerine daha düzenli bir hayat arzu edenler için ideal bir seçenektir.

  • Dengeli iş yaşamı: İşyeri hekimleri, genel itibarla düzenli mesai saatlerinde çalışır. Yoğun nöbetler ve mesai dışı acil durumlar bu alanda nadirdir. Bu durum, kişisel yaşam ile mesleki yaşam arasında bir denge kurmayı kolaylaştırır.
  • Sosyal etki ve önleyici tıp: İşyeri hekimliği, önleyici tıp prensipleri üzerine kuruludur. Bir hekim, onlarca çalışanın sağlığını olası risklerden koruyarak büyük bir sosyal fayda yaratır. Meslek hastalıklarının oluşumunu engellemek, kazaların önüne geçmek, bu alanın en değerli katkılarındandır.
  • Geniş çalışma alanları: İşyeri hekimleri, özel şirketler, kamu kurumları, fabrikalar, şantiyeler ve OSGB’ler (Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri) gibi çok geniş bir yelpazede görev alabilir. Bu durum, kariyer seçeneklerini artırır.
  • Kariyer gelişimi: İşyeri hekimliğinde uzmanlaşma, idari görevler üstlenme veya danışmanlık yapma gibi birçok kariyer yolu bulunur.

İşyeri Hekimi Olma Süreci Adım Adım Rehber

İşyeri hekimi olmak, belirli bir eğitim ve belgelendirme sürecini tamamlamayı zorunlu kılar. Bu süreç, yeni mezun doktorlar için net bir yol haritası sunar.

Gerekli yasal şartlar nelerdir?

İşyeri hekimi olmak isteyen bir hekimin öncelikle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve tıp fakültesinden mezun olması şarttır. Hekimlik diplomasına sahip olmak, bu yolculuğun ilk ve en temel adımıdır. Ayrıca, hekimin mesleğini icra etmesine mani bir durumu bulunmamalıdır.

İşyeri hekimliği kursuna katılım zorunlu mu?

Evet. İlgili bakanlık tarafından yetkilendirilmiş bir kurumdan işyeri hekimliği eğitimi almak şarttır. Bu eğitim, teorik ve pratik bilgileri içerir. Eğitim süreci, hekimleri iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına, risk değerlendirme yöntemlerine, meslek hastalıklarına ve acil durum yönetimine hazırlar.

Efe Akademi, tıp fakültesi mezunları ve sağlık profesyonelleri için Türkiye genelinde iş sağlığı ve güvenliği alanında sertifikalı eğitimler sunan kurumsal bir platformdur. Başta işyeri hekimliği kursu olmak üzere, A, B ve C sınıfı iş güvenliği uzmanlığı, ilk yardım, hijyen ve işyeri hemşireliği gibi bakanlık onaylı programlar düzenlemektedir. Hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) hem de Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından onaylı olan bu eğitimler, katılımcılara hem online (uzaktan) hem de yüz yüze seçenekler sunarak kariyerlerine esnek ve güçlü bir başlangıç yapma fırsatı tanır.

Eğitim sonrası yapılması gerekenler neler?

Eğitimi başarıyla tamamlayan hekimler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın düzenlediği İşyeri Hekimliği Sınavı’na girmeye hak kazanır. Sınav, çoktan seçmeli sorulardan oluşur ve sınavdan alınan puan, belgelendirme sürecini belirler.

Sınavın içeriği ve hazırlık süreci

Sınav, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, meslek hastalıkları, risk değerlendirme, acil durum planları gibi konuları kapsar. Sınava hazırlık sürecinde, kurs materyallerini dikkatle incelemek ve geçmiş yılların sorularını çözmek önemlidir. Sınavda başarılı olan hekimler, İşyeri Hekimliği Sertifikası almaya hak kazanır.

Sertifika sonrası iş arama süreci

Sertifika alan hekimler, bu alandaki ilanlara başvurmaya başlayabilir. Başvuru yapılacak yerler arasında büyük fabrikalar, inşaat firmaları, OSGB’ler, kamu kurumları ve özel hastaneler yer alır. İş arama sürecinde, iyi hazırlanmış bir özgeçmiş ve motivasyon mektubu, işverenlerin dikkatini çekmek için oldukça önemlidir. Özgeçmişte, eğitimler, stajlar ve gönüllü çalışmalar detaylıca yer almalıdır.

İşyeri Hekimliği Görev ve Sorumlulukları

Bir işyeri hekiminin görevleri, yalnızca muayene yapmakla sınırlı değildir. Bu görevler, geniş bir yelpazeyi kapsar.

Sağlık gözetimi faaliyetleri

Bu faaliyetler, çalışanların işe giriş muayenelerini, periyodik sağlık kontrollerini ve iş değişikliği muayenelerini içerir. Bu muayeneler, çalışanların mevcut sağlık durumlarını ve işe uygunluklarını değerlendirmek için yapılır.

İşe giriş muayeneleri ve önemi

Bu muayeneler, çalışanın yapacağı işin gerekliliklerine fiziksel ve ruhsal olarak uygun olup olmadığını belirlemek için yapılır. Örneğin, ağır ve tehlikeli işlerde çalışacak bir kişinin fiziksel yeterliliği, işe başlamadan önce değerlendirilmelidir. Bu, hem çalışanın sağlığını korur hem de iş kazası riskini azaltır.

Risk değerlendirmesi ve önleyici hizmetler

İşyeri hekimi, işyerindeki olası riskleri belirlemek amacıyla risk değerlendirme çalışmalarına katılır. Kimyasal maddeler, gürültü, titreşim, ergonomik riskler, biyolojik etkenler gibi faktörler incelenir. Hekim, bu risklere karşı alınacak önlemler konusunda işverene danışmanlık yapar.

Eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri

Çalışanların sağlık ve güvenlik bilincini artırmak amacıyla eğitimler düzenlemek, hekimin bir diğer görevidir. Bu eğitimler, hijyen, ilk yardım, ergonomi, meslek hastalıkları ve kişisel koruyucu donanım kullanımı gibi konuları kapsar.

Meslek hastalıkları ve iş kazalarının yönetimi

Şüpheli meslek hastalıklarını bildirmek, iş kazalarının sebeplerini araştırmak ve tekrarını önlemek için çalışmalar yapmak, hekimin sorumlulukları arasındadır. Bu, hem yasal bir yükümlülük hem de sosyal bir sorumluluktur.

İşyeri hekimliği alanında başarılı bir kariyer inşa etmek, doğru eğitimle başlar. Efe Akademi, deneyimli eğitmen kadrosu ve modern eğitim materyalleriyle sektördeki profesyonel yeterliliği artırmayı hedeflerken, kursiyerlerine sınav ve belgelendirme süreçlerinde tam destek sağlamaktadır. Siz de bu alanda uzmanlaşmak ve kariyerinize yeni bir yön vermek istiyorsanız, bize ulaşın. Eğitimlerimiz hakkında detaylı bilgi alabilir ve mesleki hedeflerinize ulaşmak için ilk adımı bizimle birlikte atabilirsiniz.

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı: 6331 Sayılı Kanun ve Temel Düzenlemeler

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, çalışma hayatında iş kazalarını önlemek, meslek hastalıklarını azaltmak ve çalışanların sağlığını korumak amacıyla yürürlüğe konmuş yasa, yönetmelik ve diğer hukuki düzenlemeler bütünüdür. Türkiye’de bu alandaki temel yasal dayanak, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’dur. Bu kanun, hem kamu hem de özel sektördeki tüm işyerlerini kapsar ve işveren ile çalışanlara çeşitli yükümlülükler getirir.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Mevzuatı (6331 Sayılı Kanun)
İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı: 6331 Sayılı Kanun ve temel düzenlemeler

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı Nedir?

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) mevzuatı; kanunlar, yönetmelikler, tüzükler, tebliğler ve yönergelerden oluşan, çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlıklarını korumayı hedefleyen bir hukuki çerçevedir.

Bu mevzuat, yalnızca iş kazalarının önlenmesini değil; aynı zamanda çalışanların genel sağlığının iyileştirilmesini, işyeri ortamının güvenli hale getirilmesini ve iş verimliliğinin artırılmasını da amaçlar.

Türkiye’de İSG mevzuatının temeli, 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı Kanun ile atılmıştır. Bu kanun, Avrupa Birliği standartlarına uyum sağlamak amacıyla hazırlanmış ve iş güvenliği kültürünü yaygınlaştırmayı hedeflemiştir.

6331 Sayılı Kanun’un Amacı

Kanunun temel amacı, işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı sağlamaktır. Bu kapsamda aşağıdaki hedefler benimsenmiştir:

  • İş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek,
  • Riskleri kaynağında ortadan kaldırmak,
  • Çalışma koşullarını sürekli iyileştirmek,
  • İşveren ve çalışan arasında İSG bilincini güçlendirmek.

Ayrıca kanun, işyerlerini tehlike sınıflarına (az tehlikeli, tehlikeli, çok tehlikeli) ayırır ve her sınıf için farklı yükümlülükler öngörür.

Mevzuatta Yer Alan Temel Unsurlar

1. Çalışan Sağlığının Korunması

İSG mevzuatı, işverenin çalışanların sağlığını korumak için gerekli tüm önlemleri almasını zorunlu kılar. Bu önlemler arasında periyodik sağlık kontrolleri, işyeri ortam ölçümleri ve uygun kişisel koruyucu donanımların temini yer alır.

2. Risk Değerlendirme Yükümlülüğü

Her işyeri, faaliyet türüne ve tehlike sınıfına göre risk değerlendirmesi yapmakla yükümlüdür. Bu çalışma, olası tehlikelerin belirlenmesini ve önleyici tedbirlerin planlanmasını sağlar.

3. İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Önlenmesi

Mevzuat, iş kazası veya meslek hastalığı durumunda izlenecek prosedürleri, bildirim sürelerini ve raporlama yöntemlerini açıkça tanımlar. Amaç, benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasıdır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmelikleri

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, yalnızca 6331 sayılı Kanun’dan ibaret değildir. Kanunun uygulanabilmesi için çıkarılmış çok sayıda yönetmelik ve tebliğ bulunur. Bu yönetmelikler, işyerlerinde güvenli çalışma koşullarının sağlanması için daha detaylı hükümler içerir.

Başlıca Yönetmelikler

  • İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği: İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli istihdamına ilişkin esasları belirler.
  • Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik: Çalışanlara verilecek İSG eğitimlerinin içeriğini, süresini ve periyodunu düzenler.
  • İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik: Sağlık personelinin işyerlerindeki görev tanımını netleştirir.
  • Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik: Yangın, patlama, doğal afet gibi acil durumlarda izlenecek prosedürleri belirler.
  • Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği: Tehlikelerin tespiti ve önlenmesine yönelik risk değerlendirme çalışmalarının usullerini açıklar.

Bu yönetmelikler, işyerlerinde kanunun genel hükümlerini pratik uygulamalara dönüştüren önemli araçlardır.

İşveren Yükümlülükleri

İSG mevzuatında işverenler, çalışanların güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. 6331 sayılı Kanun’a göre işverenin başlıca sorumlulukları şunlardır:

  • Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak
  • Çalışanlara İSG eğitimi vermek
  • İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirmek
  • Kişisel koruyucu donanım sağlamak
  • Sağlık gözetimlerini düzenli yapmak
  • Acil durum planlarını hazırlamak

İşverenin bu yükümlülükleri yerine getirmemesi durumunda idari para cezaları uygulanır ve iş durdurma gibi yaptırımlar söz konusu olabilir.

Çalışan Yükümlülükleri

Mevzuat, yalnızca işverene değil çalışanlara da bazı sorumluluklar yükler:

  • İşverenin aldığı iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uymak
  • Kişisel koruyucu donanımı doğru şekilde kullanmak
  • Tehlikeleri işverene bildirmek
  • İSG eğitimlerine katılmak
  • Acil durum tatbikatlarında aktif rol almak

Çalışanlar, kendi sağlık ve güvenlikleri kadar, birlikte çalıştıkları kişilerin güvenliğinden de sorumludur.

Mevzuata Uyumun Önemi

İSG mevzuatına uyum, yalnızca yasal bir zorunluluk değil; aynı zamanda işletmenin verimliliğini, çalışan memnuniyetini ve işyerinin itibarını koruyan bir unsurdur. Uyum sağlamayan işletmeler:

  • Yüksek para cezaları ile karşılaşabilir
  • İş durdurma kararları alabilir
  • İş kazaları nedeniyle hukuki sorumluluk yüklenebilir

Bu nedenle mevzuata uyum, uzun vadede işletmeler için ekonomik ve güvenlik açısından en doğru yoldur.

Mevzuata Uymamanın Yaptırımları

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, hem işveren hem de çalışanlar açısından bağlayıcıdır. 6331 sayılı Kanun’a göre, mevzuata uyulmaması durumunda idari para cezaları ve iş durdurma kararları gündeme gelir.

İdari Para Cezaları

Kanun, ihlalin türüne göre farklı miktarlarda cezalar öngörür:

  • İşyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı görevlendirmemek: Her ay için belirli miktarda ceza.
  • Risk değerlendirmesi yapmamak: İşyerinin tehlike sınıfına göre değişen tutarlarda ceza.
  • İSG eğitimi vermemek: Her çalışan için ayrı ayrı uygulanır.
  • Acil durum planı hazırlamamak: İşyeri başına ceza uygulanır.

Bu cezalar her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve Çalışma Bakanlığı denetçileri tarafından uygulanır.

Denetim Süreçleri

İSG mevzuatının uygulanması, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri tarafından denetlenir. Denetimler genellikle şu adımlarla gerçekleşir:

  • Planlı Denetimler: Önceden duyurularak yapılan, rutin kontrol ziyaretleridir.
  • Şikâyet Üzerine Denetimler: Çalışan veya üçüncü kişilerden gelen başvurular sonucu yapılır.
  • Kaza Sonrası Denetimler: İş kazası veya meslek hastalığı meydana geldiğinde yürütülür.

Denetimlerde eksiklik tespit edilirse, işverene düzeltme süresi tanınır. Süre sonunda eksiklik giderilmemişse cezai işlemler uygulanır.

Tehlike Sınıfları

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği, işyerlerini yaptıkları işin risk düzeyine göre üç ana sınıfa ayırır. Bu sınıflandırma, işyerlerinin alması gereken önlemleri, görevlendireceği işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı sürelerini doğrudan etkiler.

1. Az Tehlikeli Sınıf

Risk düzeyi düşük, iş kazası ve meslek hastalığı riski görece az olan sektörleri kapsar.

Örnek Sektörler

  • Büro ve ofis hizmetleri
  • Perakende mağazacılık
  • Eğitim kurumları
  • Yazılım ve bilişim hizmetleri
  • Bankacılık ve finans

2. Tehlikeli Sınıf

Orta düzeyde risk barındıran, çalışanların fiziksel tehlikelere maruz kalma olasılığı daha yüksek olan işlerdir.

Örnek Sektörler

  • Mobilya atölyeleri
  • Gıda üretim tesisleri
  • Tekstil imalatı
  • Tarım ve hayvancılık
  • Lojistik ve depolama

3. Çok Tehlikeli Sınıf

Yüksek risk barındıran, iş kazası ve meslek hastalığı ihtimalinin fazla olduğu sektörlerdir.

Örnek Sektörler

  • İnşaat sektörü
  • Maden ocakları
  • Kimyasal madde üretimi
  • Tersaneler ve gemi yapımı
  • Metal dökümhaneleri

Not: Çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulundurma süreleri diğer sınıflara göre daha uzundur ve denetimler daha sık yapılır.

Uygulama Örnekleri

  • Risk Değerlendirmesi Eksikliği: Ankara’da faaliyet gösteren bir üretim tesisinde yapılan denetimde risk değerlendirmesi raporunun güncel olmadığı tespit edilmiştir. İşverene 1 ay süre verilmiş, süre sonunda rapor yenilenmeyince para cezası uygulanmıştır.
  • Acil Durum Planı Olmaması: Bir inşaat firmasında yangın ve patlama risklerine karşı acil durum planı bulunmadığı için hem ceza uygulanmış hem de faaliyet geçici olarak durdurulmuştur.
  • İSG Eğitimi Eksikliği: Çok tehlikeli sınıfta yer alan bir kimya fabrikasında, yeni işe giren çalışanlara İSG eğitimi verilmediği tespit edilmiş, her çalışan için ayrı ceza kesilmiştir.

Bu örnekler, mevzuata uyumun yalnızca yasal bir yükümlülük değil, aynı zamanda işletme güvenliği ve sürdürülebilirliği açısından zorunlu olduğunu gösterir.

Mevzuatın Tarihsel Gelişimi

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, sanayileşme sürecinin hızlanmasıyla birlikte gelişmeye başlamıştır. İlk düzenlemeler Osmanlı döneminde maden işçileriyle ilgili çıkarılan kanunlara dayanır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ise 1475 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmelikler, çalışan güvenliği için temel çerçeveyi oluşturmuştur.

Asıl kapsamlı dönüşüm ise 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile gerçekleşmiştir. Bu kanun:

  • Tüm çalışanları (kamu, özel sektör, çırak, stajyer) kapsama almıştır.
  • İşyerlerinde proaktif önlem alma anlayışını getirmiştir.
  • Avrupa Birliği İSG direktifleri ile uyum sağlamıştır.

Uluslararası Standartlarla İlişkisi

Türkiye’deki İSG mevzuatı, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri ve Avrupa Birliği İSG Direktifleri ile uyumlu olacak şekilde hazırlanmıştır.

Öne çıkan bazı standartlar:

  • ILO 155: İş sağlığı ve güvenliği ile çalışma ortamına ilişkin standartlar
  • ILO 161: İş sağlığı hizmetleri
  • AB Çerçeve Direktifi 89/391/EEC: İşyerlerinde sağlık ve güvenliğin iyileştirilmesine ilişkin genel çerçeve

Bu uluslararası standartlara uyum, hem çalışan haklarını güçlendirmekte hem de Türkiye’nin küresel ticarette rekabet gücünü artırmaktadır.

Gelecekte Olası Değişiklikler

İSG mevzuatı, teknolojik gelişmeler, yeni riskler ve iş modelleri doğrultusunda sürekli güncellenmektedir. Önümüzdeki yıllarda şu alanlarda değişiklikler beklenmektedir:

  • Uzaktan çalışma ve dijital işyerleri için özel İSG düzenlemeleri
  • Yapay zeka ve otomasyon kullanılan işlerde güvenlik protokolleri
  • Psikososyal riskler (stres, mobbing) için yeni koruyucu tedbirler
  • Çevre dostu işyeri standartları ile İSG entegrasyonu

Bu değişiklikler, mevzuatın yalnızca mevcut risklere değil, geleceğin çalışma koşullarına da uyum sağlamasını amaçlayacaktır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü

Mevzuat, yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir zorunluluk değil, işyerlerinde güvenlik kültürünün oluşması için bir araçtır. Güçlü bir İSG kültürü:

  • Çalışanların güvenlik konularında bilinçli hareket etmesini sağlar.
  • Kazaları ve meslek hastalıklarını azaltır.
  • Verimliliği artırır ve maliyetleri düşürür.

Bu kültürün gelişmesi, yalnızca mevzuata uyumla değil, aynı zamanda eğitim, liderlik ve çalışan katılımı ile mümkündür.

Sonuç

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, hem çalışan hem de işveren için yaşamsal öneme sahiptir. 6331 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler, iş kazalarının önlenmesi, meslek hastalıklarının azaltılması ve sağlıklı çalışma ortamlarının oluşturulması için kapsamlı bir çerçeve sunar.

Mevzuata uyum, yalnızca yasal yükümlülükleri yerine getirmek değil, aynı zamanda işletmenin sürdürülebilirliği, çalışan memnuniyeti ve toplumsal refah için de kritik bir adımdır.

İş sağlığı ve güvenliği alanında kariyer yapmak isteyenler için
İSG belgesi nasıl alınır
konusu oldukça önemlidir.
Bu belgeler,
iş güvenliği eğitimi
ve mevzuata uygun sertifikalandırma süreçleri ile elde edilir.

Sağlık alanında görev yapmak isteyen hekimler ise
işyeri hekimliği kursu
programlarına katılarak yasal yetkinlik kazanabilirler.

Daha fazla bilgi için resmi mevzuat sayfasını ziyaret edebilirsiniz:

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (Resmî Mevzuat)